Kimler Online

Şu anda 129 ziyaretçi çevrimiçi

 

'Daha iyi bir hayat için marka olun'
(0 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
 21. yüzy?lda en önemli ülkelerden biri olacak Türkiye'de hâlâ aç insanlar bulundu?unu belirten Bob Geldof, "Büyük ekonomilerle bütünle?meli, marka olmal?s?n?z" dedi.
Nobel Barış Ödülü adayı ünlü müzisyen Bob Geldof, Türkiye'nin, vatandaşlarına daha iyi bir hayat yaratabilmesi için marka olması gerektiğini söyledi. İstanbul'da düzenlenen 7. Marka Konferansı'nda konuşan Geldof, Türkiye'nin daha büyük ekonomilerle bütünleşmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Bunu yapabilmenin yolu bir marka oluşturmak. Türkiye'nin vatandaşlarına daha iyi bir hayat yaratabilmesi için bunu yapması gerekiyor. Yoksulluk ampirik (deneme yanılma yoluyla öğrenilebilecek) bir durum. Bu ülkede de yoksulluk, açlık var. Dünyayı değiştirme şansımız var. Bu ülke de 21'inci yüzyılın en önemli ülkelerinden biri olacak. Çünkü büyüksünüz. Yoksul insanları bir yere taşımalısınız. Kendinizi bir işe verirseniz, bir şeye adarsanız başarılı olacaksınız."

'Para sanal bir fikir'
Günümüzde insanların sadece tüketimi düşünür hale geldiklerini ifade eden Geldof, "Sanki hayat, 21'inci yüzyıl, sadece tüketimden ibaret. Hayatı inkâr edenler var. Çağdaşlaşmanın getirdiği boşluğu telafi etme yöntemleri var. Boşluğumu kapatmak için ben Afrika ile ilgileniyorum" şeklinde konuştu.
Paranın aslında sanal bir fikir olduğunu, Afrika'da para kullanılmadığını, insanların hükümetlere ve bankalara güvenmediğini, birbirlerine elektronik ortamda kredi gönderdiğini belirten Geldof, şunları kaydetti: "Bütün döviz kurları sanal. YTL, sterlinin altında bir şey var mı? Ama dolar de bir marka, kola da bir marka. 4 YTL'ye imal edilmiş bir çanta getirdim, kızlarım 'gerçek Chanel mi?' diye soruyorlar. 3-5 kuruşa almışsam kullanmıyorlar, 1000 sterline aldıysam bayılıyorlar, taşıyorlar. Ne saçma, para harcadıkça kendimizi adam hissediyoruz. Oysa ikisi arasında bir fark yok. En büyük marka piyasası Çin'de. Sahteler de Çin'de."
'Marka olmak istemiyorum'
Kendi markalaşma hikâyesini anlatan Geldof, "Tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. Ben de bir marka olmuşum. Ama ben marka olmak istemiyorum" dedi.
Bu süreçte kendinden uzaklaştığı zamanlar olduğunu belirten Geldof, "Kendimi parçalara bölersem eğer, aklım için siyasetle, midem için iş dünyasıyla, ruhum için müzikle, kalbim için ise ailemle uğraşıyorum" diye konuştu.

'Bob'u rock'n roll yarattı'
Gerçek isminin Robert olduğunu söyleyen Geldof, 6 yaşında annesini kaybettiğini, küçük yaşından itibaren sosyal konulara ilgi duyduğunu anlattı. Geldof, 13 yaşından itibaren ırkçılıkla, 15 yaşında evsizlerle ilgilendiğini bu arada mezbahalarda çalışmaktan tuvalet temizlikçiliğine kadar pek çok iş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
"Rock grubu Boom Town Rats'i kurduktan sonra arkadaşlarım bana Bob diye hitap etmeye başladı. Böylece o güne kadar az kullanılan Robert ismi hiç kullanılmadı. Bu grupla Afrika'daki 30 milyon kişi açlıkla karşı karşıyaydı. Bir şeyleri duyup harekete geçmiyorsanız, o suça ortak olursunuz. Ben bu suça ortak olmadım. Bu nedenle Live Aid'i başlattık. Live Aid planı G8 gündemine geldi. 200 milyon dolar toplandı. Bob, marka olarak rock'n roll tarafından yaratıldı. İşinizi, kendinizi, yeteneklerinizi bir araya getirerek bu amaçlar için kullanırsanız çok güçlü olabilirsiniz. Siyasi ve ekonomik yapıyı değiştirebilirsiniz. Ben, bunu yapabildim. Ama bu kolektif bir çaba. İşte bu markanın gerçek gücü, değeri olan ama bir eylem yaratan bir şey."

'Kamplaşıyoruz, markalaşamıyoruz'
AKP Milletvekili ve Başbakan'ın siyasi danışmanı Ömer Çelik, konferansta 'Türkiye Markası Nasıl Algılanıyor? Nasıl Yönetiliyor?' başlıklı konuşmasında Türkiye'nin markalaşması yolundaki en büyük engelin her tartışmada kamplara bölünmesi olduğunu söyledi. Kamplaşmanın Türkiye'nin siyasi genetiği haline geldiğini belirten Çelik şöyle dedi:
"Türkiye batı perspektifine ve doğu birikimine aynı anda sahip tek ülke. Ama biz en ufak bir tartışmada onlarca kutba bölünerek, kendimizi dünyaya anlatma fırsatını kullanamıyoruz. Her tartışmada taraflara ayrılıyoruz. Örneğin AB konusunda..."

Edebiyat siyaseti eğitir
Çelik, şöyle devam etti: "Nobel konusunda da öyle oldu. Bu ödülün bile tadını çıkaramıyoruz. Bir siyasetçimiz 'Orhan Pamuk, Nobel aldı. Bu güzel ancak onu eğitmemiz gerekir' dedi. Bu çok trajik bir laf. Benim bildiğim siyaset edebiyatı değil, edebiyat siyaseti eğitir. Devlet için sanat düşüncesi tek Stalin'de vardı."
Siyasi kamplaşmanın Türklerin kültüründe olduğunu söyleyen Çelik, her Türk devletinin başka bir Türk devleti tarafından yıkıldığını kaydetti.
Çelik, marka onusunda da, "Her şeye 'paraya çevirebilecek' gözüyle bakmak markanın olumsuz tarafı. Eğer ülkenizi kendi insani değerlerine sahip bir marka haline getiremediyseniz, dünya piyasalarında mallarını satan bir ülkeden başka bir şey olamazsınız" diye konuştu.

İstanbul Modern ve Eczacıbaşı'na marka ödülü
Marka Konferansı kapsamında her yıl farklı bir marka temasına verilen ödüle bu yıl, Sanata Enerji ve Değer Katan Marka başlığıyla İstanbul Modern ile Oya Eczacıbaşı layık görüldü. Ödülü alan İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı şöyle konuştu:
"Müzeye verilen bu ödül İstanbul Modern'i bir marka olarak gözler önüne seriyor. 17 yıllık bir projeyi hayata geçirerek Gümrük Antreposu'nda ilk modern müzeyi kurduk. Anaokulu çocuğundan üniversiteye kadar birçok kesimi müzeye çekmeyi hedefledik ve başarılı olduk. 2 yılda 1 milyon kişi müzeyi ziyaret etti. 16 sergi düzenledik."
Bu arada Ayşegül Yürekli Şengör, konferansta yaptığı konuşmada, Yürekli Eğitim ve Danışmanlık, AÇEV ve konferansın ana sponsoru World ile ortaklaşa yürütülen "2006 Çocuk İçin Marka 2006" projesi kapsamında Güneydoğu'daki 2006 çocuk için bu akşama kadar 500 bin YTL toplamayı hedeflediklerini belirtti. Konferansta yaklaşık 1000 katılımcı yer aldı.

 

 

 

Tüm Ayrıntılarıyla Yeni Patent Kanunu

adres_kitap

Patentle Kazanmak Kitabı ÇIKTI!