-->

 

Kimler Online

Şu anda 55 ziyaretçi çevrimiçi

Anket TSE

Hangi Ürün Belgelendirme Hizmetlerinden Faydalandınız
 

 

Fikri ve Sınai Hakkın Korunmadığı Ülkede Gelişme Olmaz
(0 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
http://www.gidamarka.com/images/0aliyuksel.jpgGünümüzde hak kavramı dünyanın en güncel kavramıdır. İnsan hakları, çevre hakkı, hayvan hakları şeklinde uzayıp gidiyor. Hak Nedir? Neden hak?
İnsanlar, ülkeler, rejimler, sistemler neden bu hak kavramına önem veriyorlar. En temel haklardan en uç haklara kadar hangi ülke hangi aşamada? Hangi ülke hangi haklara değer vermede nerede, örnek olarak ülkeleri gözümüzün önünden geçirelim. Eski medeniyetler ve çağlar belki bunun tersiyle oluşuyor ve gelişiyordu ama günümüz medeniyetleri insanların her türlü hakkına önem vermekle kuruluyor, gelişiyor, devam ediyor.
Başta Amerika ve İngiltere gibi büyük ülkeleri yağmalayan eski Vikingler  (bu günün Norveç, Danimarka ve İsveç’i) şimdi Nobel barış ödülü veren bir medeniyet haline gelmişlerdir. Ne çelişki değil mi? Dün korsanlık yapan yağmacılar bugün barış, başarı ödülü veriyor. Bu da şunu gösteriyor; eskiden zenginlik ve imparatorluk yağma ve sömürgecilikle elde edilir iken, günümüz çağında daha başka şekillerde elde ediliyor. Bundan sonra ülkeler kişilerin haklarına önem verdikçe güçlenmişlerdir. Daha da öte, insanları ve hayatı dolaylı olarak etkileyen; çevre, iklim, hayvan haklarına riayet etmek gelişmiş ülkelerin zaman ve para harcadığı konulardır.
Bu yazımızda hak kavramı içerisinde sadece bir konuyu ele alalım. Daha çok ekonomik değer taşıyan fikri ve sınai hakları…
  
Fikri ve sınai haklar nedir, neden önemlidir ve gelişmiş ülkeler niçin bunun üzerinde bu kadar duruyorlar? Fikri ve sınai haklar; insan aklının, emeğinin ve yatırımlarının meydana getirdiği değerlerin ticari bir yönünün olması ve hukuki olarak hakkın koruma altına alınmasını kapsar. Yani patent, marka, tasarım, telif hakları, ticari sırlar, haksız rekabet kuralları gibi konu ve değerlerin birer hak olduğu ve korunması gerektiği üzerinde durulur.  
Bir ülke düşünün. O ülkede, insan aklı bir şey üretiyor, o insanın devleti o hakkı koruyacak imkan ve sistemler kurmuyor. O ülkede en temel insan hakları, özgürlük v.s. yok edimiş. O ülke insanı kendisine, devletine, milletine faydalı olabilir mi? O ülke gelişir mi? Asla. Haklar güvence altında olduğu müddetçe insan mutlu olur, mutlu insan üretken olur, üretken insan ve devlet gelişir.
Fikri ve sınai haklar dediğimiz zaman hatta bunların neler olduğu, patent, marka, telif hakları vs. örneklerle açıkladığımızda da tam olarak anlaşılmamaktadır.
  
Daha detaylı olarak nedir fikri ve sınai haklar?
Bir insan bir buluş yaptı bir çözüm üretti diyelim. Bu buluşun ticari ve sanayi yönü var. Bu buluş üretken kişinin aklı, emeği, yatırımı sonucunda oluşmuştur. Eğer bu buluş başkalarının izinsiz üretimine ve satımına karşı garanti altına alınmamışsa o kişi hakkının güvence altında olmadığını ve gasbedildiğini düşünecektir. O kişi ve diğer üreticiler böylesi durumlardan dolayı üretken olmaya karşı karamsar olacaklardır. Üretici beyinler ya ölecek veya başka ülkelere göçecektir.   
Belli standartlara gelen iki ülke Çin ve Hindistan önemli örneklerdir. Birkaç yıl öncesine kadar Hindistan bilgisayar dahilerini ve parlak mühendislerini ülkesine geri çekme savaşını kıl pay kazanmıştır. Hindistan’daki dahiler fikri hakların gereği gibi uygulanmaması yüzünden bir çoğu gelişmiş ülkelere göç etmişdir. Sonunda Hindistan Parlementosu 1999’da gerekli kanunları derhal çıkarmak durumunda kalmıştır. Sonuç olarak Hindistan’da dünyanın en gelişmiş yazılım üretimi gerçekleşmiş ve binlerce istihdam oluşmuştur.
Fikri ve sınai hakkın sahibi adına korunmasının temel mantığı budur. Yeni çözümlerin üretilmesi ile üretken kişi ürettiği konularda tek hak sahibi olduğu için ticari olarak çok büyük bir avantaj elde edecektir. Tek hak sahibi olması sayesinde kazanacağı gelirler yüksek olacaktır. Kazandığı ile daha fazla istihdam oluşturacak, daha fazla yatırım yapacak, daha fazla araştırma geliştirmeye pay ayırabilecektir. Yaptığı yeni yatırımlar ve araştırmalar yeni buluşlara kapı açacaktır. Yeni buluşlar daha fazla sorunlara çare ve çözüm olacaktır. Bir ülkenin sahip olduğu patent sayısndan daha fazla patenti olan firmalar bu şekilde yaptıkları için onbirlerce yeni buluşlar yapmışlar yüzbinlerce istihdam oluşturmuşlardır. Bir diğerinin hakkını gasp etmek yerine, yeni çözümler üretme düşüncesi taşıyanların sayısı arttığı için gelişmiş ülkeler bu seviyelere gelmişlerdir. Korumada amaç üretkenin önünü tıkamamak, yeni üretkenlikleri teşvik etmektir.
  
Taklit Üretkenliği Bitirir
Milyonlarca dolar reklam ve tanıtım harcamaları ile markasını belli yerlere getiren marka sahipleri markasının başkaları tarafından haksız bir şekilde kullanılması, taklit edilmesi gibi durumları yaşamaları üretkenliklerini kesintiye uğratacaktır.  
Üretkenlik zaten az. Üretken olanlarında hakları gereği korunmaz ise hem devlet hem de üretkenler zarar görmektedir. Haklarının gereği gibi korunmadığını gören buluşcular, girişimciler kendilerini gereksiz yere uğraşan ve maliyete girenler olarak görecek ve onlarda kolaycılığa kaçacaktır. Böylece bütün bir toplum üretmeyen, çözüm bulmayan, hazırcı ve daha da kötüsü zararlı bir toplum haline gelmektedir. Üretime, çözüme odaklanmayan beyinler; haksızlığa, hırsızlığa, korsanlığa ve daha nice yanlışlığa sapmaktadırlar.
Üretken olmayan ve kolay yoldan kazanmak isteyen kafalar, tembel beyinler başkalarının emeğini, hakkını çalmak ve gasbetmekten başka çare görmemektedirler. Başkasının ürettiği bir ürünü, başkasının tanıttığı belli yerlere getirdiği markasını kendi menfaatine kullanmak o kadar kolay ve meşru hale gelmiştir ki üretkenlik adeta kerizlik olarak görülmektedir. Ne var ki bunda aynı markayı bende kullanırım ürünümün üzerinde o da kullansın diyenler bilmezler ki o marka için ne kadar yatırım yapılmıştır.
Yerlerde kitapların yığınla korsanları satılan bir ülkede o kitapların yazarları acaba neler düşünüyorlar. Yazar araştırmalar ve masraflar yaparak, emekler harcayarak yıllar sonra bir kitap yazıyor. Sonra bir matbaa ile anlaşıyor. Anlaştığı matbaa ne kadar çok basım yaparsa o kadar para kazanacak. Bir de bakıyor ki hemen o kitapların kolayca çalınmış serileri çıkıyor piyasaya. Bilginin hırsızlığı ile para kazanmak ne kadar acı bir olay. Hadi diyelim korsan baskıcı para için yapıyor. Okuyan kişi ise ne hazindir bilgilenmek için, bilge olmak için okuyor. Belki de okuduğu o kitapta haklardan, hırsızlıktan bahsediyordur. Okuyan kişi o bilgiyi alıyorum derken diğer taraftan çelişki yaşıyor.
Bazı ülkelerde kitapların izinsiz çoğaltılmasını bırakın telif hakkı söz konusu olan bir fotoğrafı bile ömrü boyunca ve bir o kadar da öldükten sonra koruma sağlıyor.
Bu memlekette mağdur ile haksız iş yapanı ayırt etme görevinde olan otoriteler bile ne var canım altı üstü bir kelime değildi o da kullansın o markayı diyen zihinler hala mevcut olduğu için; izinsiz çoğaltılan kitaplar, CD’ler, her tarafta yaygın olarak satılır hale gelmiştir.
Son olarak unutmamak gerekir ki; fikrive sınai hakları koruma altına alınmamış bir ülkede, hiçbir gelişmenin, başarının, buluşun, müzik ve sanat eserinin olması mümkün değildir. Eğer oluyorsa, çıkıyorsa, bilin ki o da yaşayabilmek için vergisini, stopajını ödememiş, çıkmaza girmiş kişidir veya miras kalan mülkünü ideali uğruna harcıyordur.
Yazımın başlığında dadediğim gibi bfikri ve sınai hakkın korunmadığı bir ülkede gelişme ancak mucizelerle olur. Ülkenin kurtulması için çaba yerine mucizeler bekleniyorsa, hala Atatürk gibi bir kurtarıcı arıyorsa millet bu en büyük göstergedir.
 

 

 

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak Kitabı ÇIKTI!