-->

 

Kimler Online

Şu anda 96 ziyaretçi çevrimiçi

 

Her İşin Başı Marka!
(0 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
http://www.izmirmarka.com/images/cerenn.jpgBu başlık size biraz ironi gelebilir. Evet, haklısınız. Size önceliklerinizi hatırlatmak için böyle bir başlığa ihtiyaç duydum. Bu ay iki unsur üzerinde duracağım. “Tercih edilebilirlik” ve “Sürdürebilirlik”.
Kurum kültürü ve kimliği tüketicinin gözünde sizi tercih edilebilir kılar. Özellikle şirket açmak için girişimde bulunduğunuzda tüketicinizi göz önünde bulundurarak kendinizi konumlandırırsınız. Doğal olarak tüketicinin ihtiyaçları, sizin üretim ve hizmet alanınızdır. İhtiyacı belirleyip kendinizi rekabetin içine dahil ettiğinizde ticaretin çetin koşullarında kendinizi buluverirsiniz. Çünkü aynı okyanusta binlerce iş yeri sahibi ile birlikte yüzüyor olursunuz, hele ki tercih ettiğiniz sektöre olan ilgi yüksekse o zaman işiniz daha da zor demektir. Peki, tercih edilen ve bunu senelerce sürdürebilen işletmelerin çıkış noktası ve öncelikleri nedir? Bu sorunun binlerce cevabı olabilir, haklısınız. Ancak yapılan her faaliyetin tek bir amacı var, markaya değer katmak.
Bugün global işletmelere baktığımızda şöyle bir gerçek görüyoruz: hiçbir işletmenin fizik gücü, markasının değerinin önüne geçemiyor. Apple gibi markaların değerleri bugün ölçülemez boyuttayken, fabrikasının değeri değişken ve gayet de ölçülebilir değerdedir. Bu örnek sadece değer işi değildir. Marka ve logoların değişimi şirketler için radikal kararlardır. Yine Apple örneğinden gidebiliriz. 1976’da temelleri atılan dünya devi toplamda birkaç kez logo değiştirmiş. 1976’daki ilk logosunda yer çekimini bulan Newton varken, hemen o sene daha akılda kalıcı bugün herkes tarafından bilinen elma haline getirilmiştir. 1976’dan bu yana da görüldüğü üzere şirket, logoda sadece renk değişimine gitmiştir. Sürekli fiziki yatırımlarla bugün dünya devi olmuş ve sektöründe tüketim trendini belirleyen şirket haline gelmiştir. Haberlerde de okuduğumuz gibi, Apple bir ürün çıkardığında binlerce insan ilk sahibi olabilmek için mağazalarının önünde sabahlıyor, günlerce çıkmasını bekliyor. Tanıtım videolarını defalarca izliyor. Sizce Apple satışı ürünleriyle mi yoksa marka değeri ile mi sağlıyor?
Önemli olan sadece iç güzellik değil!
Tabii ki, marka değeri, ürünlerin çok önüne geçerek, tüketicinin algısını yönetiyor. Apple’dan hangi ürünü alırsanız alın, hatalı çıkması durumunda üretici firma markasına zarar vermemek adına tüketiciyi memnun etmek zorunda kalacaktır. Apple, yıllarca yaptığı tüm iletişim ve pazarlama çalışmalarında bunu tüketiciye empoze etmiştir. Tüketici artık ürünü değil markayı satın almaktadır. Dolayısıyla tüketici için Apple, ürünün çok daha önündedir.
Bu durum için yıllar, yatırımlar diyebilirsiniz. Doğrudur. Ancak bu strateji, şirketiniz için iyi bir başlangıç olabilir. Oluşturmak istediğiniz güven ortamı sizin için yıllar alabilir. Üstelik tüketim trendleri bu denli değişkenlik gösterirken, bireysel alışverişler artık önemini kaybetmiş olabilir. Çoğu kez alışveriş yaptığınız insanları yüz yüze tanıma fırsatı dahi bulamıyor da olabilirsiniz. Ama artık çok bariz bir gerçek var. Kısıtlı zamanda maksimum karla güvenilir alışveriş yapmak isteyen tüketici, bireysel özelliklerinizden çok şirketinizin imajıyla ilgilenmesi, çağımızın en önemli tüketim alışkanlığı haline gelmiştir, bunu yadsıyamayız.
Markanızın sektöre uygunluğu, logonuzun çağrışımları, müşteri temsilcisinin davranışları tüketicinin sizden ürün ya da hizmet talep edene kadar geçen sürede sizin hakkınızda çok fazla bilgi sahibi olmasını sağlıyor.
Dolayısıyla sizin bireysel özelliklerinizden çok dışarıdan çizdiğiniz imaj her şeyin önüne geçiyor. Ticaret hayatınız kurumsal kimliğinizi ve kültürünüzü nasıl şekillendirdiğinizden geçiyor. Başka bir deyişle, satın alma sürecindeki ilk sınavınızı markanızla veriyorsunuz.
Başarısız Olmak İçin Neden Çabalıyoruz?
Markanıza tüketicinin vereceği değer, daha oluşum aşamasında sizin vereceğiniz değerle eştir. Biraz daha açalım… Sizin kendinize, yaptığınız işe güvenmeniz ve büyümeye olan inancınızla ortaya koyacağınız markalarınızın başarısız olması için hiçbir sebep yok.
Ancak yaptığımız hataların en başından markaların değerini yükseltmek yerine daha çok ürün satabilmek adına çalışmalara yer veriyoruz. Tercih edilebilirlik unsurunu satışta sağlamak, sürdürebilirliği maalesef etkilemiyor. Tüketicide markanıza karşı bir bağımlılık yaratmadıktan sonra bir başka üreticinin sizin yerinize geçmemesi için bir sebep yok. Sizden daha az fiyat veren, aynı kalitede ya da kalite olarak birbirine benzer ürünler tüketicinizin gözünde tercih edilebilirliğinizi anında etkileyecektir. Müşterinizin rakibinizi seçmesi durumunda cironuzda düşüşler yaşamanızın yanında sizin için en büyük sorunlardan biri de referanslarınızdan birini kaybetmek olur. Günün sonunda üreticilerin tavsiye üzerine gelen müşterilerini gözden çıkarması mümkün değildir. Böyle durumlarda marka değeriniz ve tüketicideki algınız çok önemlidir. İlk intiba ile verdiğiniz sınavı, kaliteli hizmet ve güvenle birleşirse markanızın değerinin nasıl yükseldiğini göreceksiniz.
Toparlamak gerekirse aslında başlangıçta bahsettiğimiz “Tercih Edilebilirlik” ve “Sürdürebilirlik” birbirini takip eden iki unsurdur. İkisi de doğrudan marka değeri ile orantılıdır. Bir saç ayağı üzerinde yükselen markanın tercih edildikten sonra marka değerinin yükselmesi ve yükselen marka değeri ile sürdürebilirlik ilkesinin ortaya çıkması başarı için olması gereken bir denklemdir…

Ceren Işık
Adres Patent Kurumsal İletişim Uzmanı
 

 

 

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak Kitabı ÇIKTI!