-->

Kimler Online

Şu anda 48 ziyaretçi çevrimiçi

 

Gıda enflasyonuna karşı ‘Milli Tarım Reformu’
(0 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Yazar hakan   
Perşembe, 29 Eylül 2016 14:06


“Yağmadan kurtardıkları 184 ovayı tarımsal sit alanı ilan edeceklerini” bildiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, "Ekilmedik bir karış yer bırakmayacağız” dedi.


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarımda hem hayvansal, hem de bitkisel üretimde yeni bir sisteme geçiyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in ‘Milli Tarım’ dönemi diye açıkladığı ve 2017 yılında uygulamaya gireceğini belirttiği projeye göre Türkiye “Yetiştirici Bölgesi”, “Besi Bölgesi” “Süt ve Sanayi Bölgesi” olmak üzere 3 bölgeden oluşacak.
Bitkisel üretimde havza bazlı üretim modeline geçilecek. Bakan Çelik bunun için 941 havza belirlediklerini belirterek, “Bu havzalarda belirlenen ürünler ekilecek. Hangi bölgenin hangi ürüne uygun olduğu belirlendi. Bu ürünleri ekmeyenler destekten yararlanamayacak. 2017-2018 yılında artık üretici neyi, ne zaman, nasıl ekeceğini ve ne imkanı elde edeceğini bilecek. Yaygın bir eğitim faaliyeti Türkiye sathında yürütülecek. Hedefimiz neye ihtiyacımız varsa onu üretmek. Bundan sonra devlet önerecek, çiftçi yetiştirecek” dedi. Çelik, bu sisteme geçiş ile tarımsal hasılatta 11 milyar liralık artış beklediklerini kaydetti.

20 damızlık çiftliği kurulacak
Hayvancılıkta da ithalat yerine yerli üretime ağırlık verilecek. Bakan Çelik, ülke olarak 500 bin hayvan ithal edildiğini belirterek, ithalata dayalı bir hayvancılık anlayışını ortadan kaldıracaklarını, buna yönelik de damızlık çiftlikleri kurulacağını açıkladı. Bu konuda altyapı eksikliklerinin tamamlandığını, damızlık çiftliklerinin özel ve kamu tarafından kurulacağını dile getiren Çelik, “İlk etapta 20 adet damızlık çiftliği kurulacak. Bu çiftliklerin, yarısı erkek, yarısı dişi olacak. Erkekler besi, dişiler süt ve damızlık için kullanılacak. Hayvancılık yapacakların bu merkezlerden istediği cins ve ırk hayvanı seçip alacak. Küçükbaş için de benzer merkezler kurulacak” açıklamasını yaptı.
25 il hayvan yetiştiriciliği bölgesi ilan ediliyor
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik’in verdiği bilgiye göre yaklaşık 25 il hayvan yetiştiriciliği bölgesi ilan edilecek. Oralarda yem bitkilerine çok ciddi destek verilecek. Doğu Anadolu başta olmak üzere, önce 50 bin, sonra 300 bin damızlık hayvan sisteme sokulacak. Böylece bir tarafta yetiştirici bölgesi, bir tarafta besi bölgesi, bir tarafta da süt ve sanayi bölgesi olmak üzere Türkiye üç bölgeden oluşacak.
Meralar üreticilere 20 yıllığına verilecek
Bakan Çelik, ülke hayvan varlığı oluşturulurken yem fiyatlarınının da aşağı çekileceğini belirterek, bunu nasıl yapacaklarını şöyle açıkladı: “Havza bazlı üretimine, yem bitkilerini de dahil ettik. ‘Türkiye’nin her yerinde ekebilirsiniz bunları’ dedik. Ayrıca meraların vatandaşa, hayvancılık yapanlara verilmesi gündemde. Meraları ıslah etmesi kaydı ile merayı tahsis edeceğiz. Köy, hayvancılık yapıyorsa, öncelikli olarak onlara verilecek. Yapmıyorsa, başka üreticilere 20 yıllığına verilecek. Böylece, hem yem fiyatları düşecek, hem de meralar iyi ve verimli kullanılacak.

'Şap'a karşı ‘şaptan ari bölge' ilan edilecek
Çelik, hayvancılıkla ilgili diğer bir projenin de şap hastalığı ile mücadele olduğunu belirterek, bu kapsamda “şaptan ari bölge” ilan edileceğini söyledi. Çelik, Antalya’dan Sinop’a bir hat çekerek, bu hattın batısında kalan her yeri, şap hastalığına karşı ari bölge ilan edeceklerini söyledi. Hayvan geçişleri için de üç merkez konulacağını belirten Çelik, “Bu merkezlerdeki kontrollerden sonra batıya geçişlere izin verilecek. Bu bölgede arilik sağlandıktan sonra doğu için de aynı karar alınacak” dedi.
184 ova tarımsal sit alanı olacak

Şu an Türkiye’de yağmadan kurtarılan 184 ovayı tarımsal sit alanı ilan edeceklerini de belirten Çelik, "Ekilmedik bir karış yer bırakmayacağız. Tarımsal verimlilik için bu şart" diye konuştu.

İzmir “Süt ve Sanayi Bölgesi’ olarak ilan edilmeli
Bakanlığın ‘Milli Tarım’ projesine ilişkin değerlendirmede bulunan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye’de 22 ilin hayvan yetiştiriciliği bölgesi olarak ilan edilmesiyle birlikte, bu illerde yem bitkilerine ciddi destek verilmesinin çok doğru bir uygulama olduğunu ifade etti. İzmir’in Türkiye’nin en çok süt üreten bölgesi olmasının yanı sıra verimlilik ve kalite konusunda da Avrupa standartlarına ulaştığını belirten Eskiyörük, “Sayın Bakanın açıklamasına göre, yeni dönemde Türkiye, Yetiştirici Bölgesi, Besi Bölgesi, Süt ve Sanayi Bölgesi gibi üç bölgeden oluşacak. İzmir Türkiye’de üretilen sütün yüzde 10’unu karşılaması, soğuk zincirde yüzde 80 seviyesinde olması ve süt konusunda Türkiye’nin en büyük sanayicilerini bünyesinde barındırmasıyla süt hayvancılığı açısından büyük potansiyele sahiptir. Bu özellikler doğrultusunda Süt ve Sanayi Bölgesi konumuyla değerlendirilmeye alınmalıdır” dedi. Eskiyörük, bundan sonrası için stratejik yönden üzerinde çalışmaları gereken konunun bu bölgede süt ve süt ürünleri sanayiinin planlı biçimde geliştirilmesi olduğunu belirterek, “Artık süt sektöründe katma değerli üretim ve sanayii ön plana çıkarmalıyız. Biz üretici temsilcileri olarak yeni dönemde üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız” dedi.

‘Üretimi teşvik etmeyecek, sonuç yine hüsran olacak’
Bursa Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Anıl da projenin üreticilere danışılmadan hazırlandığını belirterek, “Ne hikmetse hiçbir yetiştiriciye ‘biz şunu düşünüyoruz, uygulamada ne sıkıntı var’ sormuyorlar. Fikir alınmadan yapılan her şey başarısız olur. Devletin malı deniz, yemeyen keriz. Kar olsa ne olacak, zarar olsa ne olacak. Proje yapılıyor, başarısı izlenmiyor, salla gitsin. Akan bu suların hepsi büyük göllerde toplanıyor. Büyük kurumlar bütün alın terimizi, devletin harcadığı paraları topluyor, ondan sonra vatandaş ucuz ürün alamıyor. Devlet de ‘ben proje yaptım’ diyor. Projenin doğru gelen yanı yok. Defalarda öneri sunduk, ciddiye alan yok. Bursa'da ne kadar süt işletmesi varsa zarar ediyor. Besi ili diyor, nasıl üreteceksin, besi materyali nerede. Gerçek köylü üretmediği müddetçe şehirdeki insan ucuz yiyemez. Bu proje de üretimi teşvik etmeyecek. Sonucu çok net görüyorum, iddia da ediyorum, sonuç yine hüsran olacak. Kim biliyor projeyi? Detayları kim hazırlayacak? Hangi yetiştirici sahiplenecek?” şeklinde konuştu.
'Gıda enflasyonuyla 'yapısal' mücadele şart'

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD ) hazırladığı raporla kronikleşen gıda enflasyonu sorununu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Üretim maliyetlerindeki artış, arz açığı, ihracat arzı, küresel piyasalardan yalıtım ve topraktan rafa uzanan zincirdeki kemikleşen problemler gıda enflasyonu sorununu derinleştiriyor. Çözüm ise kısa ve orta vadede tarım ve hayvancılık destekleme modeli ile tarımsal örgütlenme ve pazarlama konusunda yapılacak değişikliklerle çözülebilir. Raporun sunumunun yapıldığı toplantıda konuşan Gıda, Tarım ve Haycancılık Bakanı Faruk Çelik de, tarım ve hayvancılıkta atılacak reform adımlarıyla verimliliği sürdürülebilir kılacaklarını söyledi.
TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran- Symes ev sahipliğinde ve Bakan Faruk Çelik'in katılımıyla 'Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı' gerçekleşti. Konferansta paylaşılan ve yine aynı başlıkta hazırlanan raporda gıda enflasyonu sorununu derinleştiren sorunlar ile kısa ve orta vadede çözüm önerilerine yer verildi. Dünyada gıda fiyatlarının 2014 yılından itibaren düşüş trendine girdiği, ancak Türkiye'de tam tersi bir trendin mevcut olduğunu hatırlatan rapora göre, gıda fiyatlarındaki artışın yol açtığı enflasyon, genelin yaklaşık yüzde 30’una denk geliyor. Bu enflasyonun en çok alt ve orta gelir gruplarını etkilediğini ve yoksul kesim üzerinde bir yük oluşturduğunu söyleyen rapor, bu yılın ikinci çeyrek enflasyon rakamlarında gözlemlenen gıda fiyatlarındaki düşüşün kalıcı olması için sektörün yapısal sorunlarının çözülmesi gerektiğine işaret ediyor. Buna göre ortaya çıkan başlıca sorunlar artan üretim maliyeti, arz açığı, ihracat arzı (yaş sebze-meyve), dünya piyasalarından yalıtım ve ürün zincirlerinde eksik ve aksak örgütlenme şeklinde sıralanabilir. Çözüm ise 'genel destekleme politikası', 'hayvancılık destekleri', 'tarımsal örgütleme' ve 'tarımsal pazarlama' konularında gidilecek birtakım politika değişikliklerinde yatıyor.

Gelir ödemesi sistemine geçiş hızlandırılmalı
Raporda, genel tarımsal destekleme politikası olarak önce bölge daha sonra havza tabanlı ekim alanı ve verim verileri ile çok yıllık ortalama fiyatlara dayalı gelir tahminlerinden yola çıkarak ayrıntılarıyla çalışılacak bir destekleme sistemi öneriliyor. Gelir ödeme sisteminin ürün, bölge ve kaliteye göre farklılık gösterecek biçimde yeniden düzenlenmesinin uygulamayı kolaylaştıracak bazı temel ürün borsalarını canlandıracağı ve ürün kayıtlılığını artıracağı da raporda vurgulanıyor. Yakın vadede işletme tabanlı gelir ödemesi sistemine geçişin hızlandırılması da raporda altı çizilen en önemli hususlardan biri. Öte yandan raporda hayvancılık sektöründe hayvan sağlığını da gözetecek şekilde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarını göz önüne alan sade bir destekleme politikasının gerekliliği de özellikle vurgulanıyor. Rapora göre, bu çerçevede özellikle damızlık ihtiyacını karşılayacak büyük işletmelerin kurulması, ortalama işletme büyüklüğünü artırmaya yönelik önlemler ve üretim artışını ve ihtisaslaşmayı destekleyecek yatırım desteklerini içermesi vazgeçilmez görülüyor.

 

 

 

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak Kitabı ÇIKTI!